Harput TV Ana Sayfası

Medeniyet Kodlarımıza Uzakmıyız?

Nevzat Ülger

Medeniyet Kodlarımıza Uzakmıyız?

Geçen yazımda “Medeniyet ve Din” konusunu işlemiştim. Konu ile alakalı şehrin önemli insanlarından bir düzine telefon geldi. Teşekkür edenler de vardı belli konularda eleştiri getirenler de. Ancak yazının olumlu karşılanışından anlıyorum ki konunun bir iki vurguya daha ihtiyacı var.

Her şeyden önce “Medeniyet” kavramı öyle geometrik bir şekli tarif eder gibi tarif edilemiyor maalesef. Belki böyle olması fikir ve düşünce jimnastiği açısından daha da iyidir diye düşünüyorum. Zaten medeniyetin entelektüel, sanat ve düşünce faaliyetlerini teşvik etmesi en bariz vasfıdır. Bu faaliyetlerin en karmaşık olanları da dinle olan uyum ya da uyumsuzluğudur. Hiçbir medeniyet hareketlilik olmadan ayakta kalamaz. Meşhur mecelle maddesini hatırlayalım; “Zamanın değişmesi ile hükümler de değişir.” Bu hükmü iyi anlamak gerekir. Bir zamanlar Emevilere, Abbasilere, Osmanlılara karşı cizye ve hediyeler vererek ayakta kalmaya çalışan Batı, ilmi sahayı iyi değerlendirdikleri için daha ileri gittiler. Zaten medeniyet; din ile aklın çatışması üzerine değil, dengeli bir şekilde bir araya gelmesi ile kurulur. İslam dünyası 16. Asırdan sonrasını iyi okuyamadığı için üstünlüğü kaptırdı. Yeni yeni tekrar din-toplum-ilim-devlet kapsamında doğrulma pozisyonuna geçti.

İslam Medeniyetinin düşman çatlatan o meşhur siyasi yapısı, Hindistan’ın parçalanması, Mısır’ın ve Orta Doğu’nun sömürgeleştirilmesi ve 1. Dünya harbi vasıtasıyla Osmanlı Devleti’nin çökmesi ile donduruldu. Daha önceleri Osmanlı, Safevi ve Timur hanedanlıkları arasında geçen sanatçıları ve ilim adamlarını çekme savaşının arkasında yatan saik de medeniyet merkezi olma mücadelesi değil midir? Medeniyetler beyin göçünün olduğu merkezlerde temerküz ederler. Bu gün Müslümanların medeniyetlerini diriltecek şehirleri, bidat ve hurafelerden ayıklanmaya başlanan dinleri (İslam) var ama imparatorlukları yok. İmparatorlukları yani saygın, itibarlı ve (Marksist terminoloji dışında) emperyal bir devletleri yok. Belki son 30 yıldır oluşmaya başlıyor. Bu ülke Halil İnalcık seviyesinde tarihçiler, Gazali seviyesinde düşünce adamları, Yavuz seviyesinde yüksek öngörülü yöneticiler, Osman Hamdi seviyesinde sanatkarlar vs. yetiştirme trendini yakalamıştır ve “hilal” tekrar dünya burcundaki yerini alacaktır.

Harf devriminden sonra Mevlana’yı, Sadi’yi, Cevdet Paşa’yı, Hayyam’ı, İbni Sina’yı kaç kişi aslından okuyabiliyor? Bırakınız aslından okumayı, kaç kişi karşılaştırmalı olarak tercümelerinden okuyabiliyor?  Siz Tevrat’ı, İncil’i, Sokrat’ı, Eflatun’u, Şekspir’i aslından okuyamayan bir Batılı düşünebiliyor musunuz? Bu gün İslam Medeniyeti iddiasının devamı ve yeniden tesisi açısından belki bilim adamlarına ama ille de “ilim” adamlarına ihtiyaç vardır.Netice itibariyle bir medeniyetin üç tane sacayağı vardır: Din, şehir ve (emperyal olan) devlet. İslam dünyası artık Marksist, Freudcu, Hegelci ve Darwinist terminoloji üzerinden düşünmekten ve konuşmaktan vazgeçmelidir. Müslümanların artık bu “Batılı” bombardımanın etki alanının dışına çıkması gerekir. Elbette kolay değil ama İslam dünyasının mensupları artık nesne olmayı bırakıp özne olmalıdırlar. Maksat “Gül ü gülzar olup har olmamaktır.” Geçimini insanların lütuflarıyla sağlayan insanlarla medeniyet inşa edilemez. Adamın geçim kaynağı hala Ramazan fitresi ve insanların inayetleri oluyorsa, diğer insanları kamplaştırmaya, ayırmaya gayret ederler. Çünkü toplumun barışık yaşaması onların sadakalarla geçinmelerine izin vermez. Erzurumlu İbrahim Hakkı ne güzel söylemiş: “Tama’sız adamın, halk-ı cihan hep akrabasıdır.” Başkasının ihsanı ile geçinen adamın sözünü dinleyen toplum da maalesef “medeni” olamaz. Türkiye’de düşüncenin dumura uğramasında, şark meselesinin Ruslar tarafından gündeme getirilmesinde, PKK olaylarının bu ülkeyi 30 yıl meşgul etmesinde ve menfi milliyetçiliğin bu toplumda neşv-ü nema bulmasında, bu fitre ve sadaka ile toplumsal bir statü kazanmaya çalışan insanların rolü maalesef çok büyüktür. Bunlar için asıl olan kişisel menfaat, bireysel statü ve toplumdan itibar görmektir. Bu insanlarla medeniyet inşa edilemez. Çünkü Müslüman ihtiyaçsız insandır.

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Köşe Yazarları

Elazığ'da Hava

Foto Galeri

  • Hizmette 2. Yıl
  • Yeni Bosna Hersek Bulvarı

Video Galeri

  • TUZLASPOR-ELAZIĞSPOR MAÇIN ÖZETİ
  • ELAZIĞSPOR-MANİSASPOR MAÇ ÖZETİ
  • Elazığspor Şanlıurfaspor Maçı Özeti

Reka Medya | Radio Kent | Biyodez Temizlik

www.harputtv.com.tr © 2015 - Tüm Hakları Saklıdır. Harput TV - Elazığ'ın Yeni Ekranı

Tasarım-Yazılım: Medya İnternet