Harput TV Ana Sayfası

İSLAM VE ZÜBDE-İ ALEM

Nevzat Ülger

İSLAM VE ZÜBDE-İ ALEM

         İslam; içinde anlaşılamayan hiçbir şeyin bulunmadığı, Kur’an-ı Kerim’in emirleri ile Hazreti Peygamberin bu emirlerin nasıl yapılacağını gösteren kavli, fiili ve takriri sünnetlerinin toplamıdır.

         Dine nasıl inanmamız gerektiğini; neyi, ne zaman ve nasıl yapmamız gerektiğini de bizzat Kur’an-ı Kerimin ayetleri ve Hazreti Peygamberin hadisleri belirler. Bu davranışlara da ibadet diyoruz. Zaten insanın yaratılış gayesi Allah’a ibadettir, kulluktur. İbadet veya kulluk insanın yaratılışından ölümüne kadar geçireceği sürede göstereceği davranışların tümüdür. Şekli ve nasıl yapılacağı Hazreti Peygamber tarafından bize intikal etmeyen ama bizim konjonktüre göre yapacağımız davranışlarda da tek ölçü vardır; haram sınırına girmemek.

         İnsan “zübde-i alem” olduğundan binlerce alemin manevi bir karışımı hükmündedir. Bu insan beyni ile, aklı ile düşünecek, tefekkür edecek, kalbi ile de hakiki imana yönelecektir. Din akılla anlaşılır ancak dine kalble iman edilir.

         İslamın anlaşılmasında baştan beri aklın sınırlarını aşmak eğilimindeki bazı insanlar da zikr-i ilahi yolunu kullanarak insan-ı kamil olmak, kur’an’ı anlamakta ehil olmak gibi vasıflarla mücehhez olmak için özel bir yolu takip etmişlerdir. Nasıl Hz. Ebubekir, sıdık olarak, Hz. Ömer, adil ve faruk olarak, Hz. Osman, edeb timsali ve cömert olarak, Hz. Ali, ilim kapısı ve kahraman olarak günümüze kadar ün salmışlarsa, Ebu Zer Giffari, Selman-ı Farisi gibi sahabeler ile, Hasan-ı Basri, Ömer b. Abdulaziz ve Rabıat’ül Adeviye gibi tabiinler ve daha sonra gelenlerin de bir kısmı tasavvuf ehli olarak günümüze isimlerini yazdırmışlardır.

         Kelam ve fıkıh kuralları bireysel ve toplumsal hayatın düzgün işleyişini sağlarken, bireyin ruh derinliğinden gelen ulvi arzularını doyurmak için bu kurallarla birlikte başka şeylere de ihtiyaç vardır. Fıkıh kuralına uygun bir amel makbuldür ama bizden istenen salih ameldir. Fıkıh kuralına uygun kılınan namaz makbuldur ama bizden istenen huşudur.

         Erbabı diyor ki; velayet yolları içinde en güzeli, en doğrusu, en zengini sünnet-i seniyyeye en uygun olarak yapılanıdır. Çünkü sünnet-i seniyyeye uygun yapılan ibadet hem akla  hem de gönle Allah’ı getirir. Bunun da en mühim esası ihlas, en büyük kuvveti muhabbettir. Muhabbet  yalnız Allaha olmalıdır. Eğer muhabbeti tam ihlası sağlamıyorsa ücretini yalnız dünyada alır. Elbette ki; ahiret meyvesini bu dünyada yemek de akıllıca bir iş değildir. Çok dikkat etmek gerekir; ihlaslı olayım derken “alemde binlerce put ihdas etmek de mümkün”dür.

         Günümüzde, ücretini bu dünyada iken isteyenler de vardır, ahiret aleminde almak isteyenler de. Ücretini ahrette almak isteyenler Allahı sever, kimseye zarar vermez, kendileri için istediklerini mümin kardeşleri için de isterler. Onlar bu sevgilerini artırmak için ibadetlerini artırırlar. Bu anlayış nebevi bir anlayıştır.

         Her ne kadar satırlardan sadırlara geçerken bazı buğulanmalar olmuşsa da, kulluğun ve ibadetin kaynağı Kur’an-ı Kerim ve hadisi şeriflerdir. İslam’ın dışına taşmamak için yapılan fazla ibadetler zaman zaman ve yer yer gizli yaşayış şeklinden çıkarak, işin ehli olmayanlar tarafından konuşulmaya, tüketilmeye ve yanlış ifadelerle süslenerek anlatılmaya da başlanabilmiştir. Yeni yeni örnekler sergilenmiştir. Halbuki; Hz. Peygamberde din, dünya, ahret, fert ve devlet gibi bütün alanlara emsal teşkil edecek örneklik vardır.

         İslam; 1400 küsur yıldır Müslümanların gönüllerine ve zihinlerine hakim olan bir dinin adıdır. İslam sadeliktir, kur’an’ın ezberlenmesi, anlaşılması ve yaşanmasıdır. İslam Allah’a şükretmek, dua ve ibadet etmektir. İslam, dünyaya ve ahrete, içinde yaşanılacak kadar değer vermek, peygambere samimi bağlılıktır. İslam; sosyal, siyasal ve ekonomik işler için vakit ayırma dinidir. İslam; sebepler dünyasında sebep- sonuç ilişkisini unutmadan, zihni tamamen sebeplere hapsetmeden masumiyetin yalnız kur’an ve hadiste olduğunu bilmektir.

         “En üstün iman, Allah’ın her yerde seni gördüğünü bilmendir.” “İnsan fıtrat üzere doğar.” Demek kirlenme tamamen bizimle ilgili. İnsanları fıtrattan uzaklaştıran şey; aşırılığa kaçmaktır. Aşırılıklardan uzak durmak gerekir.

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Köşe Yazarları

Elazığ'da Hava

Foto Galeri

  • Hizmette 2. Yıl
  • Yeni Bosna Hersek Bulvarı

Video Galeri

  • TUZLASPOR-ELAZIĞSPOR MAÇIN ÖZETİ
  • ELAZIĞSPOR-MANİSASPOR MAÇ ÖZETİ
  • Elazığspor Şanlıurfaspor Maçı Özeti

Reka Medya | Radio Kent | Biyodez Temizlik

www.harputtv.com.tr © 2015 - Tüm Hakları Saklıdır. Harput TV - Elazığ'ın Yeni Ekranı

Tasarım-Yazılım: Medya İnternet