Harput TV Ana Sayfası

İSLAMİ HAREKETLERİN YÜZYILI

Nevzat Ülger

İSLAMİ HAREKETLERİN YÜZYILI

            İslam dünyası dediğimiz coğrafyada bulunan Müslüman ülkeler neden vatandaşlarına yeterli ve saygın bir hayat sunamıyorlar? Konu elbette çok yönlüdür ama ben konuyu bu makalenin sınırları dahilinde daha çok “yönetim” açısından anlamaya çalışacağım.

         İslam dünyasında “yönetim” kavramı uzun bir suskunluktan sonra, son elli yılda gündeme taşındı. Fakat son otuz yıldır ciddi manada tartışılmaya başladı. Bunun nedeni de daha çok verilen siyasi mücadeledir. Siyasal mücadele aslında inancın dışarıya taşması, toplumun / toplumların geleceğini belirleyen değişim ve dönüşüm hareketinin isimlendirilmesi, gelirin dağılımı ve toplumsal refahı temin etme mücadelesidir.

         Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Batı’nın planladığı gibi İslam dünyası başsız kaldı. Bu yıllardan kısa bir süre sonrasına kadar Müslümanlar dinlerini ancak şahsi hayatlarında yaşayabildiler. Fakat kısa bir süre sonra İslami cemaatler oluşmaya başladı. Bütün engellemelere rağmen “cemaatleşme” hareketleri hızla arttı. İhvani Müslimin ve benzeri oluşumlar hızla gelişti ama lider kadrolarından da çok şehitler verdi.

         İslami hareketlerin demokratik bir ortam içerisinde siyasi parti olarak ortaya çıkışı ancak 1965 yılından sonra Türkiye’de başlamıştır. 1969 yılında Necmettin Erbakan ve arkadaşları Milli Nizam Partisi adı altında siyasi bir parti kurdular. Ancak kısa bir süre sonra kapatıldı. Akabinde hemen Milli Selamet Partisi kuruldu. Bu hareket çeşitli zamanlarda partilerinin kapatılması nedeniyle çeşitli isimlerle yoluna devam etti. Benzeri bir parti de Pakistan’da Mevdudi tarafından kuruldu ama Türkiye’deki demokratik ortam gibi elverişli bir ortam olmadığı için fazla kalıcı olamadı.

         Verilen bu siyasi mücadele 1994 yılında ciddi manada sonuç verdi ve RP Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok ilde belediye başkanlıklarını kazandı. Bu seçimler Müslüman kitlenin makamla, parayla ve güçle ilk ciddi imtihanıydı. Gerçi zaman zaman hükümet ortağı olmuşlardı ama tek başlarına ilk defa gücü, parayı ve lüksü kullanıyorlardı. Bu sınavda mağlup olanlar olmadı değil ama genelde başarılı oldular.

         Sonra 1995 yılındaki seçimlerden birinci parti olarak çıktılar. Bütün engellemelere rağmen 1997 yılında Başbakan olma imkanını elde ettiler. Önemli başarılara imza atarlarken, 28 Şubat darbesi denilen sonradan mahkum olacak bir hareketle iktidardan düşürüldüler. Bu darbeden sonra başlayan siyasi oluşumu gözden geçiren hareketi, kendi içinde yaşadığı birçok tartışmanın ardından AK Parti adı altında ikinci bir oluşumu gerçekleştirdi. Bu parti 2002 yılında girdiği ilk seçimler sonunda tek başına iktidar oldu.

         AK Parti yeni bir yönetim modeli benimseyerek 12 yılda, yasak kabul edilen birçok konuyu normalleştirirken, uzun yıllardır komplekse girmiş bu ülkenin insanlarına kendine güvenme duygusunu tekrar kazandırdı. Dünya haritasının yeniden şekillendirme hareketinde rol kaparak, sağlık, ulaşım ve sosyal yardımlar konusunda dünyanın hayranlıkla seyrettiği bir tabloyu gerçekleştirmiştir. Devlet yeniden ülkede yaşayan bütün sosyal guruplarla sıcak temaslar kurabilmiş, en önemlisi de 30 yıldır akan kanı durdurmuştur.

         Esasen Ortadoğu’da 2011 yılından sonra başlayan “bahar” hareketlerini bu ülke 2002 yılında ve demokratik bir yolla başarabilmiştir. Kavgalar yaşanmış mıdır? Evet, tepe noktalarda yaşanmış, halkın ve “yönetim” mekanizmasını idare edenlerin cesur ve kararlı tutumları sonucu halk bir kavga ortamını yaşamamıştır.

         Arap toplumları “yönetim” ve siyaset manasında daha önce bir tecrübeye sahip olmadıkları için, hareketlerine şimdilik mola verdirmişlerdir. Selefiler dahi bu dönüşümden kaçamamışlardır. 21. Yüzyıldaki dönüşümler oldukça hızla meydana gelmektedir ve dönüşüm kaçınılmazdır.

         AK Parti toplumları etkilerken bu etki İslam dünyasının her noktasına tesir etmektedir. Bu gün İslam ülkeleri halklarından Türkiye’ye ilgi duymayan ve hayranlık beslemeyen topluluk yok gibidir. Dünyayı biraz dolaşırsanız bunu rahatlıkla görebilirsiniz.

         Şimdi Müslümanlar sosyal, ekonomik ve siyasal alanlarda mikro ve makro manada projeler geliştirmeli, toplumun olumlu yönde kalkınıp gelişmesi ve gelirin adil dağılımının sağlanması için büyük dönüşümlere katkı sağlamalıdır.

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Köşe Yazarları

Elazığ'da Hava

Foto Galeri

  • Hizmette 2. Yıl
  • Yeni Bosna Hersek Bulvarı

Video Galeri

  • TUZLASPOR-ELAZIĞSPOR MAÇIN ÖZETİ
  • ELAZIĞSPOR-MANİSASPOR MAÇ ÖZETİ
  • Elazığspor Şanlıurfaspor Maçı Özeti

Reka Medya | Radio Kent | Biyodez Temizlik

www.harputtv.com.tr © 2015 - Tüm Hakları Saklıdır. Harput TV - Elazığ'ın Yeni Ekranı

Tasarım-Yazılım: Medya İnternet