Harput TV Ana Sayfası

Kazananlar ve Kaybedenler!

Alpay Gökçe

Kazananlar ve Kaybedenler!

17 Aralık sabahı Türkiye pek alışıla gelmemiş bir sabaha uyandı. Tarihimizde eşi benzeri görülmeyen bir hadise cereyan etti. İktidar göreve geldiğinden bu yana birçok badireler atlatmış köşeye sıkıştırılmaya çalışılmıştı. Fakat hiçbiri bu operasyon kadar tesir yaratmamıştı. Bakan ve milletvekilleri nezdinde istifalar oldu, parti içinde birçok gönül kırgınlığı yaşandı. İşin bu kısmını zaten herkes basından takip etti biliyor.

 Duruma farklı bir açıdan bakarak; göze gelenden ziyade, göz ardı edilen bir takım konulara temas etmeyi uygun görüyorum. Bu açıdan bakıldığında operasyon kime ne kazandırdı, kime ne kaybettirdi, dikkatlerin bu noktalara çekilmesinin daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Her şeyden önce olaya halkın kazanımı ve kaybı nezdinde bakılmalı. Türkiye'nin içinden geçmiş olduğu şu dönemde hiç şüphesiz en sıkıntılı konu ekonomidir. Ülkemizin genel bölümü % 70’lere tekâmül eden kısmı açlık ve sefalet sınırında diyecek olursak çok mübalağa etmemiş oluruz. İnsanların kahir ekseriyeti bankalara teslim hale getirilmiş; kredi kartını, kirasını, günlük zaruri ihtiyaçlarını karşılayamaz halde yaşam mücadelesi vermektedir.

Operasyon hiç şüphesiz en büyük darbeyi yine bu kesime indirmiştir. Olaylar iyi gözlemlendiğinde bu işin taraflarına hiçbir şey olmadığını aksine bu işten karlı bile çıktıkları görülecektir. Taraflardan olan Cemaati incelediğimizde dini ve sosyolojik bir yapıyı kendi bünyesinde bulundurmasının yanı sıra çok ciddi bir finans ağına sahiptir. Camiayı diri tutan insan yoğunluğunu bir arada tutan yegâne bağda ekonomik çarktır.

Ticaretin her sahasında cemaati görmek mümkündür. Bankacılık, inşaat, medya basın yayın sadece bunlardan bir kaçıdır. Cemaat geçmişten bu yana ekonomik alanda tabanını hep beslemiş ihya etmiştir. Gülen cemaatine bağlı dar gelirli zor durumda insan görmek çok zordur. Özellikle de devlet ve kamu alanında zira iş dünyasında çok etkin konumda yer almışlardır. En düşük makam bu camia için öğretmenliktir.

Operasyonla birlikte dikkat edilmesi gereken en hassas konu dolar, euro ve altın kurundaki dalgalanmalardır. Cemaat önemli bir para trafiğini kontrol ettiği için kendi tabanı da önemli ekonomik ağları elinde bulundurması münasebetiyle bu işten yara almamış bilakis ellerinde nakit para stokundan kar bile elde etmişlerdir.

17 Aralığın diğer tarafı ise malum Ak Parti iktidarıdır. Parti 12 yıllık iktidarı süresinde çok iyi teşkilatlanmış A'dan, Z'ye her alanda güç ve kudret sahibi olmuştur. Bu kısa süre içerisinde kendi burjuvazisini oluşturmaktan kendini alıkoymamış, üst düzey yöneticilik ve mensubiyetleri akıllarının alamayacağı kadar güce ve saltanata boğmuşlardır.

Camia gibi Ak Parti burjuvazisi de ticaretin hemen her alanında var olmuş devasa ihalelerde etkin rol almışlardır. Durum böyle olunca da haliyle Partinin de bu süreçten çok olumsuz etkilendiğini söylemek saflık olur.

Ak burjuvası da dolar, euro ve altın kurlarının yükselmesini lehlerine dönüştürmüşlerdir. Bu işin en mağduru olan halk ne ilginçtir ki olayın bu yönünü irdelemek yerine tarafgirlik yaklaşımıyla adeta bu camiaların Don Kişot’luğuna soyunmuş mağdur olmasına rağmen, ortada böyle mağduriyet yokmuşçasına Ak Parti ve Cemaatin kalkanı paratoneri olma eğilimine girmiştir.

 Hem mağdur olacaksın hem de seni mağdur edenlere zırh olacaksın bunu anlayabilmek benim açımdan çok mümkün değil. Bu skandalın üzerinden daha 1 hafta geçmeden Türkiye'de akaryakıttan, tütün ürünlerine, araç vergilerine, meyveye, sebzeye, tahıl ürünlerine zamlar yapıldı. Bunun sebebi olarak da operasyonla beraber ekonominin etkilenmesi gösterildi. Sormak lazım bu işin müsebbibi siz! Tarafı siz! Mağdur neden siz değil de biz?

Lakin gelin görün ki sorgulamak bir kenara Ak Parti ve Cemaat için vatandaşlar biri birinin hasmı olmuş durumda. İleri demokrasiyle idare edilen ülkelerde bunu halka ödetmenin imkânı yoktur. Buna ne halk müsaade eder ne de yanlış işlere giren siyasiler ısrarcı olup görevine devam edebilir.

Japonya'da ismi rüşvete yolsuzluğa karışan bir bürokrat istifa etmek bir yana en erdemli tutum olarak harakiri yapar. Yine Almanya Cumhurbaşkanı Wulf 500 bin dolarlık bir borçla alakalı yanlış ifade verdiği için görevde kalamamış istifa etmek zorunda kalmıştı.

Son olayla alakalı başka neleri kaybettiğimizi sıralayacak olursak: Her şeyden önce insanlar adalete olan güvenini kaybetti. Kurumlar birbirine olan saygısını kaybetti. Siyaset ağırlığını kaybetti. Basın medya tarafsızlığını kaybetti. Demokrasi irtifa kaybetti. Siyaset uğruna özel olan hiçbir şey kalmadı. Yatak odalarına girildi, telefon konuşmaları deşifre edildi, taraflar birbirlerini karalama adına akıllara durgunluk veren iftira kampanyaları üretti. İnsanlar kamplaştırıldı, ayrıştırıldı, yaftalandı, düşmanlaştırıldı.

Saymakla bitmeyecek olumsuzluklar yaşandı ve yaşanıyor. Kimsenin bunları bu halka yaşatmaya hakkı yokken maalesef yine zarar ziyanın faturası halka ödettirilecek. Halk bunun hesabını sormadığı sürece buna benzer faturalar hep vatandaşa kesilecek. Sorulmayan her hesap bir sonraki yanlışa davetiye çıkaracaktır. Birilerinin tarafı olmayı bırakıp ülkemizin ve kendimizin tarafı olmanın vakti gelmiştir. Olan bize oldu uyanın!!

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Köşe Yazarları

Elazığ'da Hava

Foto Galeri

  • Hizmette 2. Yıl
  • Yeni Bosna Hersek Bulvarı

Video Galeri

  • TUZLASPOR-ELAZIĞSPOR MAÇIN ÖZETİ
  • ELAZIĞSPOR-MANİSASPOR MAÇ ÖZETİ
  • Elazığspor Şanlıurfaspor Maçı Özeti

Reka Medya | Radio Kent | Biyodez Temizlik

www.harputtv.com.tr © 2015 - Tüm Hakları Saklıdır. Harput TV - Elazığ'ın Yeni Ekranı

Tasarım-Yazılım: Medya İnternet