21 İLDEN BİRİ ELAZIĞ OLMALIYDI


5 Nisan 2020 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı, ekilebilir tüm tarım arazilerini üretime kazandırmak için  bir proje başlattı.

Bakanlık tarafından başlatılan ”Bitkisel Üretimin Geliştirilmesi” projesi kapsamında belirlenen 21  ilde üreticilere tohumların yüzde %75’i hibe edilmesine karar verildi.

Bakan Pakdemirli “Yazlık ekim yapılabilecek alanlarda ekilişlerin kesintiye uğramaması ve tüm ekilebilir arazilerin üretime katılması için,bu proje kapsamında 21 ilde üreticilerimize tohumların % 75’nin hibe edileceğini” söyledi.

“Bu proje ile hububat, baklagil,yağlı tohum bitkileri ile stratejik ürünlerin rekolte artışını sağlamayı………..tarımsal arazilerin etkin şekilde kullanılmasını ve tarımsal ürünlerin artırılmasın hedefliyoruz” şeklinde açıklamada bulundu.

Bu  proje kapsamda 21 ilde buğday,arpa,kuru fasulye,mercimek,mısır,ayçiçeği ve çeltik ürünlerin ekimi yapılacağı belirtildi.

Bu açıklamalardan sonra 21 ildeki çiftçilerin ektikleri tohum bedelinin  %75 oranındaki destek pirimleri dağıtılmaya başlandı.

Tohum desteği çiftçiler açısından ciddi bir yardım olduğu gibi bir çok kişinin de günümüzdeki ekonomik koşullar dikkate alındığında  yeniden tarımla buluşması na  katkı sağlayacağı açıktır.

Mazot ve gübre destekleri de itici bir güç olacaktır.

Günümüz koşullarında  söz konusu ürünlerin marketler deki fiyatlarını dikkate alındığında,bir ilde ekilen ürünlerin miktarları göz önünde bulundurulduğun da çiftçileri verilen tohum desteğinin   ne kadar büyük olduğu ortada.

Bakanlık tarafından hazırlanan bu proje  de, 21 ilin nasıl tespit edildiğini tüm insanlar gibi bende merak ediyorum.

Bu projede yer alan illerinin, hangi kriterler göz önüne alınarak tespit edildiği,bu konuda ne tür çalışma yapıldığını,

Proje kapsamı dışında kalan illerde bir çalışmanın yapılıp yapılmadığı,konuların da  bir açıklama yapılmadı.

 

Çiftçiler açısından günümüz şartlarında  geçinmenin ne kadar zor olduğunu yakinen bilen birisi olarak şunu söyleye bilirim,çiftçinin aldığı tohumun parasının %75 nin  devlet tarafından karşılanması büyük bir destek dir.

 Elazığ  içinde bulunduğu şu anki durumu iyi bilen,aynı zamanda onlarca köyü kapsayan bir derneğin başkanı olarak söylüyorum, şehrimiz proje kapsamında kalan 21 ilden bir olmalıydı.

Burada taraflı bir değerlendirme yapmıyorum.

Tamamen tarafsız bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Belirtiğim hususlar dikkate alındığında, bana hak vereceğinizi düşünüyorum.

Neden olmalıydı;

-Elazığ’ın ekilebilir tarım arazisi miktarı 286.044 ha.dır.

-Proje kapsamına alınan ilerin bir çoğundan daha fazla kullanabilir           ve daha fazla verimli araziye sahiptir.

-Söz konusu ürünlerin Elazığ da yetişe-bilirliği konusunda bir sıkıntı da yoktur.

-Proje kapsamında kalan iller dikkate alındığında,çoğunluğu Doğu Anadolu Bölgesinde kalan illeri olduğu görülmektedir.

-İçinde bulunduğumuz şartlar dikkate alındığında bu bölgede alınması gereken illerin başında Elazığ olması gerektiği inancındayım.

-Bu iller  büyük çoğunluğu ekonomik olarak bizden çok iyi seviyede olduğu  da açıktır.

-Şehrimizin yıllardır yaşadığı ve önüne geçemediğimiz göç sorunu dikkate alındığında, bundan dolayı da bu proje kapsamında olmalıydık.

-Saydığım tüm gerekçelerden daha önemli bir nedenden dolayı biz projede yer almalıydık.

DEPREM;

24 Ocak 2020 de yaşadığımız 6.8 şiddetindeki depremin şehrimize verdiği zararların bir nebze giderilmesi için proje kapsamına alınmalıydık.

Depremden dolayı on binlerce ev hasar gördü.

On binlerce insan evsiz kaldı.

Binlerce insanın gidecek yeri  olmadığından konteyner kentlerde kalmakta.

Binlerce  insan işini kaybetti

Binlerce insan deprem nedeniyle ekonomik sıkıntılar yaşamakta.

Elazığ da şu anda depremden dolayı ciddi bir göç var.

Göç eden insanların  büyük bir bölümü kendi köyüne döndü.Bu insanların tekrar şehre dönüş süreleri göz önüne alındığında böyle bir hibe o insanların da tarıma yönelmesini sağlamış olacaktı.

Depremden dolayı ciddi zorluklar yaşayan şehrimiz,salgınla birlikte çok daha büyük mağduriyetler yaşamıştır.

Salgın tüm illerimizi ekonomik ve sosyal ve psikolojik olarak derinden etkilemiş tir.

Kısa süre önce kış şartlarında yaşadığımız deprem ve deprem sonrası yaşanan sorunlar ve mağduriyetler dikkate alındığında Elazığ ın mağduriyeti tarif edilemez olduğu inancındayım.

Yıllardır Elazığ 4 tane büyük ovasının su ile buluşması için bireysel ve Altınovalılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin bir üyesi olarak mücadele verdim.

Çiftçilerin sorunlarını ve yaşadığı zorlukları yakinen biliyorum.

Ovalarımızın sulanması depremden sonra ilk öncelikler arasına alınması sağlanmış olsa idi şehrimizden dışarıya göçün önüne bir nebze geçilmiş olunurdu.

Bugünkü şartlarda tarım önemi her gecen gün daha da artmaktadır.

Bundan daha önemlisi, tarıma yapılan yatırımların dönüşü diğer alanlardan daha da erken olmaktadır.

Şehrimizin ekonomisi dikkate alındığında, ciddi anlamda sanayileşme konusunda atılım yapamadığımız açıktır.

Bugünkü ekonomik şartlar içinde bulunduğumuz durum dikkate alındığında  insanımızı rahatlatacak ve geri dönüşü en erken olan yatırımın tarıma yapılması gerektiği kanaatindeyim.

Ya siz?

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!