PROFESÖR OLMAK…


Doktor olmak kolay değildir, çok çalışmanız ve hayatınız boyunca birçok şeyden fedakârlık ederek yaşamınızı sürdürmeniz gerekmektedir, hele birde Prof. Doktor ise inanın çok daha zordur…

Öyle ağzınızdan isminizin öncesinde iki kelime söyler gibi Prof. Dr falanca demek kadar kolay değildir, Prof. Dr olmak…

Akademik gelişimin zorluğunu açıkçası iletişim alanında mastırıma başlarken anladım bende ve dedim ki mastır böyleyse doktora nasıldır?

Hocalarıma karşı hep saygılı olmuşumdur ama bu zorlukları gördükten sonra daha büyük saygı ve özen göstermeye gayret gösterdim hocalarıma…

Hayatım boyunca da saygımı korumaya gayret göstereceğim…

Ama geçen gün medyada yer alan bir haberde yakından tanıdığım bir isim olan Prof. Dr Erhan Yılmaz’a halk arasında fazlasıyla yüklenilmesi beni uzun bir aradan sonra bu köie yazısını yazmama neden oldu.

Uzun yıllar sporla iç içe olan birisi olarak çeşitli defa sakatlıklar geçirdim, haliyle ortepedi alanında ki doktorlarla daha yakın görüşmek zorunda kaldım…

Bu tedavilerim esnasında tanıdığım isimlerden birisi de sadece Elazığ’ın değil, Türkiye’nin ortopedi ve özellikle çapraz bağ ameliyatlarında en başarılı isimlerinden biri olan Prof. Dr Erhan Yılmaz…

Erhan hocayı tanıdığım zaman isminin başında ne Prof unvanı nede Doçent unvanı vardı…

Meslekte başarılı olmaya kendini adamış bir Doktor vardı karşımda…

Yıl 1998’di ve eski araştırma hastanesinde hastalarına büyük bir sabır ve ilgiyle bakan bir hekim olan Erhan hoca, tedavisiyle benden tam not almıştı muayene sonrası…

İki fanatik Fenerbahçe taraftarı olarak zaman içinde ben sakatlıklarla boğuşmaya devam ederken, kendisi ise hem akademik çalışmalarına hem de hastalarına bakmaya yoğun bir şekilde devam ediyordu…

Başarısını önce Yardımcı Doçentlikle, sonrasında Doçentlik ve en sonunda ise Profesörlükle süslemesinin ardından, bu başarısını idari görev aldığı dönemde de sürdürdü ve Fırat Üniversitesi Hastanesinin Başhekimliğini uzun bir süre hakkıyla yaptı.

Başhekimliğin ardından Fırat Üniversitesi Hastanesinde geçmiş dönemlerde gerçekleşen beyin göçüne inat o çok sevdiği Elazığ’dan ayrılmadı ve  hastalarına bakmaya devam etti.

Hepimiz insanız ve hata insana mahsus…

Hata yapmayan tek insan peygamberken, biz hata yapanın hatasını kabul etme erdemliliğini de dikkate almadan halk arasında kendimizce konuştuk durduk, kendimizce de yorumlar yaptık…

Yahu arkadaş toplum olarak bu adamın bugüne kadar yaptığı başarıları niye konuşmuyoruz ki diye düşünürken kendi kendime, sosyal paylaşım sitesinde Prof. Dr Erhan Aygen’in bir yazısı ve altında da yapılan yorumları görünce mutlu oldum.

Yapılan yorumlarda bir köşe yazarı olarak da benim düşüncelerimi merak edenler vardı…

İşte Prof. Erhan Aygen hocamın yazısından bazı bölümler ve altına yapılan yorumlar:

“Erhan Yılmazı övme derdinde değilim kendisini bilen biliyor zaten. Neden bu konuyu yazıyorum? Çünkü geçen hafta Ulusal medyaya yansıyan ve Erhan hocamızı karalayıcı bir haber çıktığı için ve bu konunun çok çarpıtıldığını düşündüğüm için duygularımı paylaşmak istedim. Yanlış dizinden ameliyat edildiği haberi olan hastanın ameliyatının bir kısmını izledim. Hastanın yanlış ameliyat dediği dizinde bende gördüm gerçekten menüsküs yırtığı vardı ve hocamız o dizi düzeltti. Hastalık olmasa zaten hoca hemen fark ederdi. Hasta asıl hastalıklı dizinin ameliyat edilmediğini söyleyince anında fark edilip o dizide ameliyatta düzeltildi. İki diz ameliyatını da izledim ve iki dizinde de problem vardı ve küçük müdahale ile düzeltildi. O hasta ben veya benim yakınım olsaydı üzülmezdim. Hatta tam tersine hastalıklı dizleri düzeldi diye sevinirdim. Ama şu an eline fırsatı geçiren hemen karalamaya yerden yere vurmaya başlıyor. Erhan Yılmazlar kolay yetişmiyor. İnternete yazın bakın neler var sağlam memeler alınıp kanserli meme bırakılmış, yanlış ayak bacak kesilmiş neler neler. Bunlar hem de Amerika’da Almanya’da olmuş. Erhan Yılmaz ne yapmış hasta bir bacağa normal muayene artroskopisi endikasyonu olan bir dize artroskopi yapmış. Hastalık bulmuş düzeltmiş. Kötülük değil iyilik yapmış.”

Prof. Dr Erhan Aygen’in bu yazısın altındaki Serkan Karanfil bey isminde birisi de şu yorumu yapıyor!

“Kayahan Topal kardeşim Elazığ yerel basınındasınız anladığım kadarı ile. Bakın siz beni ben sizi tanımam ve muhtemelen de hiç tanışmayacağız ancak genc ve bu şehrin insanı olmanızdan ötürü Balıkesir Altınoluk beldesinden buralara sırf Erhan Aygen hoca için gelmiş birinin diyeceklerine kulak verirsiniz. Bahsi gecen hocalarımız şehriniz için Allah vergisi, hem bilgileri hem kişilikleri ile. Benim gibi 1000 ‘erce km ötelerden gelen insanlar tanıdım burada sanki bulunduğumuz yerlerde hastane ve doktor yokmuş gibi. Erhan Yılmaz hoca, Erhan Aygen hoca, doç. Cüneyt Kırkıl hocam bu insanlar şehriniz için büyük nimet, hem insanlığa verdikleri hizmetten hem de şehre kattıkları ekonomik katkıdan dolayı. 5 gündür şehrinizdeyim araba kiraladım otelde kaldım taksi tuttum, alışveriş yaptım hem giyim hem gıda, lokantalara gittim tek bir birey olarak gücümce harcama yaptım, ama araştırırsanız benim gibi binler olduğunu göreceksiniz. Lütfen imkânları kısıtlı Elazığ şehrimize bu kadar katkısı olan bu değerli bilim adamlarına tüm Elazığ sahip çıkın yoksa siz sahip çıkmazsanız bir gün birileri hocalarımıza çok güzel ve geniş imkânlar sunarak sahip çıkarlar (teşbih de hata olmaz imiş hocalarım beni affetsin sahip çıkılmaya ihtiyaçları asla yok sadece tabir olarak kullandım yanlış anlaşılmasın lütfen)”

Serkan beyin yorumu böyleydi…

Yüzlerce kez tedavimi yapan ve her defasında beni sağlığıma kavuşturan Prof. Dr Erhan Yılmaz’ı Balıkesir’den hiç tanımadığım biri bu denli sahiplenmişken, benim iki satır yazmamam önce kendime sonra da bu konuda yorumumu merak eden okurlarıma haksızlık olurdu…

Doktor olmak zordur, Prof. Dr olmak daha da zordur, hele hele adam olmak apayrı bir şeydir…

Adam gibi adam Prof. Dr Erhan Yılmaz hocama meslek hayatında başarılar diliyor ve kendisine daha çok ihtiyacımız olduğunu buradan ifade etmek istiyorum.

harputtv@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Ağs

Doları Bahane Edip Zam Yapanlar!

16Ağs
06Haz

Şehrin Vizyonundan Umutluyum

09Nis

Bir Türlü Yüzümüz Gülmedi

02Nis

Ne Gereği Vardı!