'SEÇİM OLACAK MI Kİ?'


Bundan üç ay kadar önceydi.  Dershane tartışmaları vardı gündemde ama kılıçlar tam olarak çekilmemişti. Ne beddua ne mülaane,  ne ananas, ne rafineri, ne de ses kayıtları vardı ortalıkta. Tarafların teenni ve atak öncesi karşılıklı step yaptığı dönemlerdi. Ve yine Belediye başkan adaylarının peyderpey açıklandığı ve genelde de Milli Görüş menşeli isimlerin aday gösterildiği günlerdi.  Kendi gönlünde yatan belediye başkan adayının isminin açıklanmamsının ardından uzun süreden beri tanıdığımız, her ne kadar yaşantı ve hayat görüşü olarak o camiaya benzemese de şahsi çıkar, içinde bulunduğu açmazdan kurtaracaklar ümidiyle camiaya yakın duran birinden; “seçimler yapılacak mı ki” gibi bir cümle duyunca irkilmiştim.

Üç ay öncesinden, camiaya yakın duran ve onlarla teşrik-i mesaisi bol olan birinden, seçimler öncesi oluşturulacak kaos ortamının ipuçları geliyordu. Arkadaş, “seçimlere kadar ülkede öylesine büyük olaylar yaşanacak ki seçimlerin yapılıp yapılmayacağı bile muamma” diyordu.

Bu diyalogun olduğu günlerden bugüne baktığımızda arkadaşımızın öylesine rastgele ve harcıâlem bir cümle kurmadığı, gelecekte yaşanabilecek olaylardan az çok haberdar olduğu gerçeği ortaya çıkıyordu. Bu beyanlar büyük fotoğrafın yereldeki basit bir yansımasıydı belki ama ağabeyler senaryoyu çoktan beri yazmış ve belli ki ipuçlarını kardeşlerden bazılarına sızdırmışlardı.

Bu olay da gösteriyor ki, birileri çoktan beri olayları kurgulamıştı. Dershaneler konusunda hükümetin seçim beyannamesinde tespitleri vardı.  Alternatif öneriler ve çıkış yolları konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın seri toplantıları oldu. Bu süreçte dershane sahiplerine özel okula dönüşmeleri yönünde önemli destek ve teşvik sözü oldu. Buna karşın cemaatin dershane temsilcileri bu toplantılara katkı sunmak ve yeni arayışlara alternatifler sunmak yerine mevcut yapıyı koruma adına toplantıları sabote ettiler.

Bu süreçte umduklarını bulamayan yapının sonradan Başbakan Erdoğan’ı ziyaret edip dershanelerin kapatılması gündeminden vazgeçmesini aksi takdirde ellerinde bol miktarda ses ve görüntü kasetleri olduğunu ve bunu önümüzdeki günlerde piyasaya sürecekleri tehdidi karşısında Başbakan Erdoğan’ın bu tehdit ve şantaja boyun eğmeyip “elinizde ne varsa yayınlayın” diyerek ricacı olmak için gelen zevatı usulü ile makamından gönderdiği herkesin malumu.

Bardağı taşıran damla işte bu olay olmuştu. Aylar öncesinden bu tabloyu görüp hükümet ve başbakanı zora sokacağı düşünülen her türlü önlemler alınmıştı. Bizim arkadaşa “seçimler olacak mı ki” cümlesini söyletecek kaos, kargaşa, bilgi kirliliği ve her türlü dezenformasyon için tüm hazırlıklar yapılmıştı aylar öncesinden.   Alnı secde gören, tek derdi ülkenin çıkarları ve kalınması olarak bilinen camiaya ve onlara mensup insanlara büyük bir iyi niyet ve onlardan zarar gelmeyeceği gibi safiyane bir tavırla kendilerine emanet edilen devletin yargı ve istihbarat gücünü yine bizzat ülkeyi yönetenlerin kriptolu telefonlarını dinleyecek, ülkeyi teröre destek veren konumuna sokacak, en kritik ve stratejik görüşmeleri bile dünya ekonomisini, enerji politikalarını ve savunma anlaşmalarını şahsi çıkarlarına alet etmekle kalmayıp olası anlaşmaları ihbar, suiistimal ve ifşa edebilecek, küresel spekülatörlere servis etmenin adı “hizmet” olamaz.

harputtv@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Oca

HIZLI TREN

15Ara

BU YÜREĞİ ANLAMAK'

04Ara

'MORALİNİZ BOZUK'

27Kas

HEP BİRLİKTE KALKINMA

10Kas

HİZMETTE 7 AY