ÜÇ MÜHENDİS ARKADAŞ VE SİYASETTEKİ FİNAL


Siyasi tartışmaların hiçbir zaman gündemden düşmediği ülkemizde çok partili hayata geçilen 1946 yılından beri muhafazakâr, milliyetçi, İslamcı veya “sağcı” diye tabir edilen kesimlerde de aynı şekilde yöntem, yol, üslup ve metot konularındaki tartışmalar da alabildiğine devam etmiş ve halen daha da aynı tempoyla devam etmektedir. Bahsettiğimiz kesimlerde siyasi hayata atılan lider ve siyasi kadrolar seçmen karşısında kendilerine referans ve ya dayanak olarak dini liderleri veya manevi önderleri işaret ederek destek arayışına girmişlerdir.

Türkiye siyasetinde derin izler bırakmış üç okul arkadaşının siyasetteki yol ve yöntemleri yazımızın konusu oluşturuyor. Bunlar İstanbul Teknik Üniversitesinde aynı dönemlerde okumuş İnşaat bölümü mezunu Süleyman Demirel, Makine bölümü mezunu Necmettin Erbakan ve Elektrik bölümü mezunu Turgut Özal’dır. İstanbul’daki öğrencilik yıllarında Gümüşhanevi dergâhında önce Abdulaziz Bekkine ve daha sonra Mehmet Zahit Kotku gibi mürşitlerden manevi dersler alan Erbakan ve Özal’ın yanında farklı ortamlarda yetişen Süleyman Demirel’in siyasi hayatlarında nasıl bir yol izledikleri irdelenmesi gereken önemli bir konudur.

Üç portre,  üç şahsiyet, üç meşrep ve siyasette üç ekol; Demirel, Erbakan ve Özal. 1920’li yılların Türkiye’sinde dünyaya geldiler. Zeki, yetenekli ve çalışkan olmaları nedeniyle kısa zamanda başarı merdivenlerini koşarak tırmandılar. Ülkenin kaderinde söz sahibi oldular. Demirel bir köylü çocuğuydu, zor şartlarda okudu. Erbakan seçkin bir aileye mensup ağır ceza reisinin oğluydu, arkadaşlarına göre daha iyi şartlara sahipti. Özal banka memuru bir baba ile ilkokul öğretmeni annenin evladı olarak dünyaya gelmişti. Yolları İTÜ’de kesişen bu üç arkadaş o dönemde kaliteli bir eğitim veren İTÜ’de okudular.

Birinci mühendis Süleyman Demirel alanında tecrübe kazanmak üzere Amerika’ya gitti. Dönüşte yıldızı parlamaya başladı. Önce DSİ’de daire başkanı daha sonra genel müdür oldu. Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini (1954) hazırlayan, ABD'nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen Inc.in Türkiye temsilciliğini üstlendi. 27 Mayıs darbesi sonrasında yeniden düzenlenen Türkiye siyasetinde Adalet Partisinde genel başkan oldu. 1965 seçimlerini AP kazanınca başbakan oldu. İlk iktidar dönemi başarılı geçmesine rağmen 1969 yılındaki ikinci dönemde başarılı olamadı. Amerikan yanlısı bir politika izlediği ve büyük sermaye sahiplerini kayırdığı, Anadolu esnaf ve tüccarını desteklemediği konularında çok eleştiriler aldı. 1991 yılında 7.kez başbakanlık koltuğuna oturdu. Özal’ın vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçildi. 28 Şubat 1997 MGK toplantısından sonra askerlerin ve laik kesimin yanında yer aldı. Kendisinden sonra partisinin başına gelen Tansu Çiller’e 285 milletvekilinin imzalı desteğine rağmen hükümete kurma görevini vermedi, Refahyol iktidarının yıkılmasında ve D-ANASOL hükümetinin kurulmasında önemli rol oynadı. Ülke 2000 yılında büyük bir krize sürüklendi.

 İkinci mühendis Necmettin Erbakan okulun en başarılı öğrencisi olarak mezun oldu. Kısa zamanda akademik basamakları hızla geçerek 27 yaşında doçent oldu. Almanya’da motor alanında icat yaparak şöhret kazandı. Hocası Mehmet Zahit Kotku’nun ülkenin kalkınması yönünde telkin ve tavsiyesini göz önüne alarak Gümüş motor fabrikasını kurdu ki,  o yıllarda Türkiye’de çivi bile üretilmiyordu. TOBB başkanlığına seçildi ancak Demirel tarafından görevden alındı. Adalet Partisinden aday olmak istedi veto edildi. Konya’dan bağımsız aday oldu ve kazandı. Milli Nizam Partisini kurdu, kapatıldı. Yılmadı, Milli Selamet Partisini kurdu. 1974-78 yıllarında iktidar ortağı oldu, ağır sanayi hamlesini başlattı, birçok başarılı çalışmalar yaptı. 12 Eylül sonrasında 1983 yılında kurulan Refah Partisini iktidara taşıdı, başbakan oldu. İktidarı döneminde halkın refah seviyesini görülmemiş bir şekilde yükseltti. Hükümeti Cumhurbaşkanı Demirel’in önemli şekilde rol oynadığı DYP milletvekili transferleriyle düşürüldü. Partisi kapatıldı, siyasi yasaklı hale geldi. Bir parti daha kurdu, onu da kapattılar. Yeni bir parti daha kurdu, vefatından kısa bir süre önce partisine genel başkan seçildi ve görevdeyken vefat etti. Hep milletten ve devletten yana oldu, milli bir duruş sergiledi.

Üçüncü mühendis Gümüşhane dergâhının diğer mensubu Turgut Özal devlette teknokrat ve bürokrat olarak görevler aldı. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Demirel’in müsteşarı olarak ekonomiden sorumlu kurulun başına geldi. 24Ocak 1980 ekonomik kararlarını hazırladı. Türkiye’nin Serbest Piyasa ekonomisine geçmesi için önderlik yaptı. Demirel hükümetini 12 Eylül darbesiyle uzaklaştıran Kenan Evren cuntasında ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. 1983 yılında kurduğu Anavatan Partisi aynı yıl yapılan seçimlerde iktidar oldu. Döneminde özelleştirilmeler yapıldı, serbest piyasa ekonomisine tam geçiş yapılarak liberal ekonomi modeli uygulandı.1989 yılında Cumhurbaşkanı seçildi. I.Körfez savaşında ABD’nin yanında yer aldı ve bu nedenle çok eleştirildi.1993 yılında şaibeli bir şekilde vefat etti.

D

Siyasi tartışmaların hiçbir zaman gündemden düşmediği ülkemizde çok partili hayata geçilen 1946 yılından beri muhafazakâr, milliyetçi, İslamcı veya “sağcı” diye tabir edilen kesimlerde de aynı şekilde yöntem, yol, üslup ve metot konularındaki tartışmalar da alabildiğine devam etmiş ve halen daha da aynı tempoyla devam etmektedir. Bahsettiğimiz kesimlerde siyasi hayata atılan lider ve siyasi kadrolar seçmen karşısında kendilerine referans ve ya dayanak olarak dini liderleri veya manevi önderleri işaret ederek destek arayışına girmişlerdir.

Türkiye siyasetinde derin izler bırakmış üç okul arkadaşının siyasetteki yol ve yöntemleri yazımızın konusu oluşturuyor. Bunlar İstanbul Teknik Üniversitesinde aynı dönemlerde okumuş İnşaat bölümü mezunu Süleyman Demirel, Makine bölümü mezunu Necmettin Erbakan ve Elektrik bölümü mezunu Turgut Özal’dır. İstanbul’daki öğrencilik yıllarında Gümüşhanevi dergâhında önce Abdulaziz Bekkine ve daha sonra Mehmet Zahit Kotku gibi mürşitlerden manevi dersler alan Erbakan ve Özal’ın yanında farklı ortamlarda yetişen Süleyman Demirel’in siyasi hayatlarında nasıl bir yol izledikleri irdelenmesi gereken önemli bir konudur.

Üç portre,  üç şahsiyet, üç meşrep ve siyasette üç ekol; Demirel, Erbakan ve Özal. 1920’li yılların Türkiye’sinde dünyaya geldiler. Zeki, yetenekli ve çalışkan olmaları nedeniyle kısa zamanda başarı merdivenlerini koşarak tırmandılar. Ülkenin kaderinde söz sahibi oldular. Demirel bir köylü çocuğuydu, zor şartlarda okudu. Erbakan seçkin bir aileye mensup ağır ceza reisinin oğluydu, arkadaşlarına göre daha iyi şartlara sahipti. Özal banka memuru bir baba ile ilkokul öğretmeni annenin evladı olarak dünyaya gelmişti. Yolları İTÜ’de kesişen bu üç arkadaş o dönemde kaliteli bir eğitim veren İTÜ’de okudular.

Birinci mühendis Süleyman Demirel alanında tecrübe kazanmak üzere Amerika’ya gitti. Dönüşte yıldızı parlamaya başladı. Önce DSİ’de daire başkanı daha sonra genel müdür oldu. Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini (1954) hazırlayan, ABD'nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen Inc.in Türkiye temsilciliğini üstlendi. 27 Mayıs darbesi sonrasında yeniden düzenlenen Türkiye siyasetinde Adalet Partisinde genel başkan oldu. 1965 seçimlerini AP kazanınca başbakan oldu. İlk iktidar dönemi başarılı geçmesine rağmen 1969 yılındaki ikinci dönemde başarılı olamadı. Amerikan yanlısı bir politika izlediği ve büyük sermaye sahiplerini kayırdığı, Anadolu esnaf ve tüccarını desteklemediği konularında çok eleştiriler aldı. 1991 yılında 7.kez başbakanlık koltuğuna oturdu. Özal’ın vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçildi. 28 Şubat 1997 MGK toplantısından sonra askerlerin ve laik kesimin yanında yer aldı. Kendisinden sonra partisinin başına gelen Tansu Çiller’e 285 milletvekilinin imzalı desteğine rağmen hükümete kurma görevini vermedi, Refahyol iktidarının yıkılmasında ve D-ANASOL hükümetinin kurulmasında önemli rol oynadı. Ülke 2000 yılında büyük bir krize sürüklendi.

 İkinci mühendis Necmettin Erbakan okulun en başarılı öğrencisi olarak mezun oldu. Kısa zamanda akademik basamakları hızla geçerek 27 yaşında doçent oldu. Almanya’da motor alanında icat yaparak şöhret kazandı. Hocası Mehmet Zahit Kotku’nun ülkenin kalkınması yönünde telkin ve tavsiyesini göz önüne alarak Gümüş motor fabrikasını kurdu ki,  o yıllarda Türkiye’de çivi bile üretilmiyordu. TOBB başkanlığına seçildi ancak Demirel tarafından görevden alındı. Adalet Partisinden aday olmak istedi veto edildi. Konya’dan bağımsız aday oldu ve kazandı. Milli Nizam Partisini kurdu, kapatıldı. Yılmadı, Milli Selamet Partisini kurdu. 1974-78 yıllarında iktidar ortağı oldu, ağır sanayi hamlesini başlattı, birçok başarılı çalışmalar yaptı. 12 Eylül sonrasında 1983 yılında kurulan Refah Partisini iktidara taşıdı, başbakan oldu. İktidarı döneminde halkın refah seviyesini görülmemiş bir şekilde yükseltti. Hükümeti Cumhurbaşkanı Demirel’in önemli şekilde rol oynadığı DYP milletvekili transferleriyle düşürüldü. Partisi kapatıldı, siyasi yasaklı hale geldi. Bir parti daha kurdu, onu da kapattılar. Yeni bir parti daha kurdu, vefatından kısa bir süre önce partisine genel başkan seçildi ve görevdeyken vefat etti. Hep milletten ve devletten yana oldu, milli bir duruş sergiledi.

Üçüncü mühendis Gümüşhane dergâhının diğer mensubu Turgut Özal devlette teknokrat ve bürokrat olarak görevler aldı. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Demirel’in müsteşarı olarak ekonomiden sorumlu kurulun başına geldi. 24Ocak 1980 ekonomik kararlarını hazırladı. Türkiye’nin Serbest Piyasa ekonomisine geçmesi için önderlik yaptı. Demirel hükümetini 12 Eylül darbesiyle uzaklaştıran Kenan Evren cuntasında ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. 1983 yılında kurduğu Anavatan Partisi aynı yıl yapılan seçimlerde iktidar oldu. Döneminde özelleştirilmeler yapıldı, serbest piyasa ekonomisine tam geçiş yapılarak liberal ekonomi modeli uygulandı.1989 yılında Cumhurbaşkanı seçildi. I.Körfez savaşında ABD’nin yanında yer aldı ve bu nedenle çok eleştirildi.1993 yılında şaibeli bir şekilde vefat etti.

Demirel,  Erbakan ve Özal;  mühendis kökenli üç siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye siyasetine ve yönetimine damgasını vurmuş üç şahsiyet. Demirel, 2000 yılında cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra aktif siyasete dönmedi. 28 Şubat döneminde mensup olduğu parti ve davasıyla birçok konuda ters düşmüş ve siyasi zeminini kaybetmişti. Özal, cumhurbaşkanlığı döneminde birçok gerçeklerle yüzleşmişti, o da bir bakıma partisiyle köprüleri atmıştı, hatta yeni bir parti kuracağı söyleniyordu, nasip olmadı. Erbakan, dört kere partisi kapatılmasına rağmen yılmadı, siyasete devam etti. Siyasi çizgisinden, söylemlerimden ve davasından asla taviz vermedi ve sonunda haklı çıktı. Şimdi herkes onun ne derecede ileri görüşlü olduğunu konuşsa da sağlığında anlaşılamadı, hakkı verilmedi. Ancak vefatından sonra anlaşılabildi ve herkesin gönlünde yer alabildi. O kazandı, ancak ülke ve millet çok şeyler kaybetti. Şimdi onu rahmet ve minnetle anıyoruz. Siyaset hayatında finalde kazanan bir lider olarak tarihteki yerini aldı. Ne mutlu ona!

Siyasette ve hayatta final çok önemlidir. “Arkamızdan bizi ne diye ancaklar ve nasıl anacaklar” diye çok iyi hesap yapmak ve düşünmek lazım. Hepimiz bu dünyada fani olduğumuz için uzun emeller peşinde koşmadan Hakkın ve halkın rızasını kazanmak zorundayız. Akıbet çok önemlidir. Yüce Rabbimiz: “ Ve’l-akibetü lilmüttakin” buyuruyor, “akıbet muttakilerindir”, yani O’ndan sakınan, O’nun rızasını arayanlarındır buyuruyor. Ne yaparsak Allah rızası için yapalım, gerisi boştur aldanmayalım. Rabbim bizi razı olduğu kullarından eylesin, nefsimizin şerrinden korusun. Âmin.

Siyasi tartışmaların hiçbir zaman gündemden düşmediği ülkemizde çok partili hayata geçilen 1946 yılından beri muhafazakâr, milliyetçi, İslamcı veya “sağcı” diye tabir edilen kesimlerde de aynı şekilde yöntem, yol, üslup ve metot konularındaki tartışmalar da alabildiğine devam etmiş ve halen daha da aynı tempoyla devam etmektedir. Bahsettiğimiz kesimlerde siyasi hayata atılan lider ve siyasi kadrolar seçmen karşısında kendilerine referans ve ya dayanak olarak dini liderleri veya manevi önderleri işaret ederek destek arayışına girmişlerdir.

Türkiye siyasetinde derin izler bırakmış üç okul arkadaşının siyasetteki yol ve yöntemleri yazımızın konusu oluşturuyor. Bunlar İstanbul Teknik Üniversitesinde aynı dönemlerde okumuş İnşaat bölümü mezunu Süleyman Demirel, Makine bölümü mezunu Necmettin Erbakan ve Elektrik bölümü mezunu Turgut Özal’dır. İstanbul’daki öğrencilik yıllarında Gümüşhanevi dergâhında önce Abdulaziz Bekkine ve daha sonra Mehmet Zahit Kotku gibi mürşitlerden manevi dersler alan Erbakan ve Özal’ın yanında farklı ortamlarda yetişen Süleyman Demirel’in siyasi hayatlarında nasıl bir yol izledikleri irdelenmesi gereken önemli bir konudur.

Üç portre,  üç şahsiyet, üç meşrep ve siyasette üç ekol; Demirel, Erbakan ve Özal. 1920’li yılların Türkiye’sinde dünyaya geldiler. Zeki, yetenekli ve çalışkan olmaları nedeniyle kısa zamanda başarı merdivenlerini koşarak tırmandılar. Ülkenin kaderinde söz sahibi oldular. Demirel bir köylü çocuğuydu, zor şartlarda okudu. Erbakan seçkin bir aileye mensup ağır ceza reisinin oğluydu, arkadaşlarına göre daha iyi şartlara sahipti. Özal banka memuru bir baba ile ilkokul öğretmeni annenin evladı olarak dünyaya gelmişti. Yolları İTÜ’de kesişen bu üç arkadaş o dönemde kaliteli bir eğitim veren İTÜ’de okudular.

Birinci mühendis Süleyman Demirel alanında tecrübe kazanmak üzere Amerika’ya gitti. Dönüşte yıldızı parlamaya başladı. Önce DSİ’de daire başkanı daha sonra genel müdür oldu. Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini (1954) hazırlayan, ABD'nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen Inc.in Türkiye temsilciliğini üstlendi. 27 Mayıs darbesi sonrasında yeniden düzenlenen Türkiye siyasetinde Adalet Partisinde genel başkan oldu. 1965 seçimlerini AP kazanınca başbakan oldu. İlk iktidar dönemi başarılı geçmesine rağmen 1969 yılındaki ikinci dönemde başarılı olamadı. Amerikan yanlısı bir politika izlediği ve büyük sermaye sahiplerini kayırdığı, Anadolu esnaf ve tüccarını desteklemediği konularında çok eleştiriler aldı. 1991 yılında 7.kez başbakanlık koltuğuna oturdu. Özal’ın vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçildi. 28 Şubat 1997 MGK toplantısından sonra askerlerin ve laik kesimin yanında yer aldı. Kendisinden sonra partisinin başına gelen Tansu Çiller’e 285 milletvekilinin imzalı desteğine rağmen hükümete kurma görevini vermedi, Refahyol iktidarının yıkılmasında ve D-ANASOL hükümetinin kurulmasında önemli rol oynadı. Ülke 2000 yılında büyük bir krize sürüklendi.

 İkinci mühendis Necmettin Erbakan okulun en başarılı öğrencisi olarak mezun oldu. Kısa zamanda akademik basamakları hızla geçerek 27 yaşında doçent oldu. Almanya’da motor alanında icat yaparak şöhret kazandı. Hocası Mehmet Zahit Kotku’nun ülkenin kalkınması yönünde telkin ve tavsiyesini göz önüne alarak Gümüş motor fabrikasını kurdu ki,  o yıllarda Türkiye’de çivi bile üretilmiyordu. TOBB başkanlığına seçildi ancak Demirel tarafından görevden alındı. Adalet Partisinden aday olmak istedi veto edildi. Konya’dan bağımsız aday oldu ve kazandı. Milli Nizam Partisini kurdu, kapatıldı. Yılmadı, Milli Selamet Partisini kurdu. 1974-78 yıllarında iktidar ortağı oldu, ağır sanayi hamlesini başlattı, birçok başarılı çalışmalar yaptı. 12 Eylül sonrasında 1983 yılında kurulan Refah Partisini iktidara taşıdı, başbakan oldu. İktidarı döneminde halkın refah seviyesini görülmemiş bir şekilde yükseltti. Hükümeti Cumhurbaşkanı Demirel’in önemli şekilde rol oynadığı DYP milletvekili transferleriyle düşürüldü. Partisi kapatıldı, siyasi yasaklı hale geldi. Bir parti daha kurdu, onu da kapattılar. Yeni bir parti daha kurdu, vefatından kısa bir süre önce partisine genel başkan seçildi ve görevdeyken vefat etti. Hep milletten ve devletten yana oldu, milli bir duruş sergiledi.

Üçüncü mühendis Gümüşhane dergâhının diğer mensubu Turgut Özal devlette teknokrat ve bürokrat olarak görevler aldı. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Demirel’in müsteşarı olarak ekonomiden sorumlu kurulun başına geldi. 24Ocak 1980 ekonomik kararlarını hazırladı. Türkiye’nin Serbest Piyasa ekonomisine geçmesi için önderlik yaptı. Demirel hükümetini 12 Eylül darbesiyle uzaklaştıran Kenan Evren cuntasında ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. 1983 yılında kurduğu Anavatan Partisi aynı yıl yapılan seçimlerde iktidar oldu. Döneminde özelleştirilmeler yapıldı, serbest piyasa ekonomisine tam geçiş yapılarak liberal ekonomi modeli uygulandı.1989 yılında Cumhurbaşkanı seçildi. I.Körfez savaşında ABD’nin yanında yer aldı ve bu nedenle çok eleştirildi.1993 yılında şaibeli bir şekilde vefat etti.

Demirel,  Erbakan ve Özal;  mühendis kökenli üç siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye siyasetine ve yönetimine damgasını vurmuş üç şahsiyet. Demirel, 2000 yılında cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra aktif siyasete dönmedi. 28 Şubat döneminde mensup olduğu parti ve davasıyla birçok konuda ters düşmüş ve siyasi zeminini kaybetmişti. Özal, cumhurbaşkanlığı döneminde birçok gerçeklerle yüzleşmişti, o da bir bakıma partisiyle köprüleri atmıştı, hatta yeni bir parti kuracağı söyleniyordu, nasip olmadı. Erbakan, dört kere partisi kapatılmasına rağmen yılmadı, siyasete devam etti. Siyasi çizgisinden, söylemlerimden ve davasından asla taviz vermedi ve sonunda haklı çıktı. Şimdi herkes onun ne derecede ileri görüşlü olduğunu konuşsa da sağlığında anlaşılamadı, hakkı verilmedi. Ancak vefatından sonra anlaşılabildi ve herkesin gönlünde yer alabildi. O kazandı, ancak ülke ve millet çok şeyler kaybetti. Şimdi onu rahmet ve minnetle anıyoruz. Siyaset hayatında finalde kazanan bir lider olarak tarihteki yerini aldı. Ne mutlu ona!

Siyasette ve hayatta final çok önemlidir. “Arkamızdan bizi ne diye ancaklar ve nasıl anacaklar” diye çok iyi hesap yapmak ve düşünmek lazım. Hepimiz bu dünyada fani olduğumuz için uzun emeller peşinde koşmadan Hakkın ve halkın rızasını kazanmak zorundayız. Akıbet çok önemlidir. Yüce Rabbimiz: “ Ve’l-akibetü lilmüttakin” buyuruyor, “akıbet muttakilerindir”, yani O’ndan sakınan, O’nun rızasını arayanlarındır buyuruyor. Ne yaparsak Allah rızası için yapalım, gerisi boştur aldanmayalım. Rabbim bizi razı olduğu kullarından eylesin, nefsimizin şerrinden korusun. Âmin.

Siyasi tartışmaların hiçbir zaman gündemden düşmediği ülkemizde çok partili hayata geçilen 1946 yılından beri muhafazakâr, milliyetçi, İslamcı veya “sağcı” diye tabir edilen kesimlerde de aynı şekilde yöntem, yol, üslup ve metot konularındaki tartışmalar da alabildiğine devam etmiş ve halen daha da aynı tempoyla devam etmektedir. Bahsettiğimiz kesimlerde siyasi hayata atılan lider ve siyasi kadrolar seçmen karşısında kendilerine referans ve ya dayanak olarak dini liderleri veya manevi önderleri işaret ederek destek arayışına girmişlerdir.

Türkiye siyasetinde derin izler bırakmış üç okul arkadaşının siyasetteki yol ve yöntemleri yazımızın konusu oluşturuyor. Bunlar İstanbul Teknik Üniversitesinde aynı dönemlerde okumuş İnşaat bölümü mezunu Süleyman Demirel, Makine bölümü mezunu Necmettin Erbakan ve Elektrik bölümü mezunu Turgut Özal’dır. İstanbul’daki öğrencilik yıllarında Gümüşhanevi dergâhında önce Abdulaziz Bekkine ve daha sonra Mehmet Zahit Kotku gibi mürşitlerden manevi dersler alan Erbakan ve Özal’ın yanında farklı ortamlarda yetişen Süleyman Demirel’in siyasi hayatlarında nasıl bir yol izledikleri irdelenmesi gereken önemli bir konudur.

Üç portre,  üç şahsiyet, üç meşrep ve siyasette üç ekol; Demirel, Erbakan ve Özal. 1920’li yılların Türkiye’sinde dünyaya geldiler. Zeki, yetenekli ve çalışkan olmaları nedeniyle kısa zamanda başarı merdivenlerini koşarak tırmandılar. Ülkenin kaderinde söz sahibi oldular. Demirel bir köylü çocuğuydu, zor şartlarda okudu. Erbakan seçkin bir aileye mensup ağır ceza reisinin oğluydu, arkadaşlarına göre daha iyi şartlara sahipti. Özal banka memuru bir baba ile ilkokul öğretmeni annenin evladı olarak dünyaya gelmişti. Yolları İTÜ’de kesişen bu üç arkadaş o dönemde kaliteli bir eğitim veren İTÜ’de okudular.

Birinci mühendis Süleyman Demirel alanında tecrübe kazanmak üzere Amerika’ya gitti. Dönüşte yıldızı parlamaya başladı. Önce DSİ’de daire başkanı daha sonra genel müdür oldu. Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini (1954) hazırlayan, ABD'nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen Inc.in Türkiye temsilciliğini üstlendi. 27 Mayıs darbesi sonrasında yeniden düzenlenen Türkiye siyasetinde Adalet Partisinde genel başkan oldu. 1965 seçimlerini AP kazanınca başbakan oldu. İlk iktidar dönemi başarılı geçmesine rağmen 1969 yılındaki ikinci dönemde başarılı olamadı. Amerikan yanlısı bir politika izlediği ve büyük sermaye sahiplerini kayırdığı, Anadolu esnaf ve tüccarını desteklemediği konularında çok eleştiriler aldı. 1991 yılında 7.kez başbakanlık koltuğuna oturdu. Özal’ın vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçildi. 28 Şubat 1997 MGK toplantısından sonra askerlerin ve laik kesimin yanında yer aldı. Kendisinden sonra partisinin başına gelen Tansu Çiller’e 285 milletvekilinin imzalı desteğine rağmen hükümete kurma görevini vermedi, Refahyol iktidarının yıkılmasında ve D-ANASOL hükümetinin kurulmasında önemli rol oynadı. Ülke 2000 yılında büyük bir krize sürüklendi.

 İkinci mühendis Necmettin Erbakan okulun en başarılı öğrencisi olarak mezun oldu. Kısa zamanda akademik basamakları hızla geçerek 27 yaşında doçent oldu. Almanya’da motor alanında icat yaparak şöhret kazandı. Hocası Mehmet Zahit Kotku’nun ülkenin kalkınması yönünde telkin ve tavsiyesini göz önüne alarak Gümüş motor fabrikasını kurdu ki,  o yıllarda Türkiye’de çivi bile üretilmiyordu. TOBB başkanlığına seçildi ancak Demirel tarafından görevden alındı. Adalet Partisinden aday olmak istedi veto edildi. Konya’dan bağımsız aday oldu ve kazandı. Milli Nizam Partisini kurdu, kapatıldı. Yılmadı, Milli Selamet Partisini kurdu. 1974-78 yıllarında iktidar ortağı oldu, ağır sanayi hamlesini başlattı, birçok başarılı çalışmalar yaptı. 12 Eylül sonrasında 1983 yılında kurulan Refah Partisini iktidara taşıdı, başbakan oldu. İktidarı döneminde halkın refah seviyesini görülmemiş bir şekilde yükseltti. Hükümeti Cumhurbaşkanı Demirel’in önemli şekilde rol oynadığı DYP milletvekili transferleriyle düşürüldü. Partisi kapatıldı, siyasi yasaklı hale geldi. Bir parti daha kurdu, onu da kapattılar. Yeni bir parti daha kurdu, vefatından kısa bir süre önce partisine genel başkan seçildi ve görevdeyken vefat etti. Hep milletten ve devletten yana oldu, milli bir duruş sergiledi.

Üçüncü mühendis Gümüşhane dergâhının diğer mensubu Turgut Özal devlette teknokrat ve bürokrat olarak görevler aldı. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Demirel’in müsteşarı olarak ekonomiden sorumlu kurulun başına geldi. 24Ocak 1980 ekonomik kararlarını hazırladı. Türkiye’nin Serbest Piyasa ekonomisine geçmesi için önderlik yaptı. Demirel hükümetini 12 Eylül darbesiyle uzaklaştıran Kenan Evren cuntasında ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. 1983 yılında kurduğu Anavatan Partisi aynı yıl yapılan seçimlerde iktidar oldu. Döneminde özelleştirilmeler yapıldı, serbest piyasa ekonomisine tam geçiş yapılarak liberal ekonomi modeli uygulandı.1989 yılında Cumhurbaşkanı seçildi. I.Körfez savaşında ABD’nin yanında yer aldı ve bu nedenle çok eleştirildi.1993 yılında şaibeli bir şekilde vefat etti.

Demirel,  Erbakan ve Özal;  mühendis kökenli üç siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye siyasetine ve yönetimine damgasını vurmuş üç şahsiyet. Demirel, 2000 yılında cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra aktif siyasete dönmedi. 28 Şubat döneminde mensup olduğu parti ve davasıyla birçok konuda ters düşmüş ve siyasi zeminini kaybetmişti. Özal, cumhurbaşkanlığı döneminde birçok gerçeklerle yüzleşmişti, o da bir bakıma partisiyle köprüleri atmıştı, hatta yeni bir parti kuracağı söyleniyordu, nasip olmadı. Erbakan, dört kere partisi kapatılmasına rağmen yılmadı, siyasete devam etti. Siyasi çizgisinden, söylemlerimden ve davasından asla taviz vermedi ve sonunda haklı çıktı. Şimdi herkes onun ne derecede ileri görüşlü olduğunu konuşsa da sağlığında anlaşılamadı, hakkı verilmedi. Ancak vefatından sonra anlaşılabildi ve herkesin gönlünde yer alabildi. O kazandı, ancak ülke ve millet çok şeyler kaybetti. Şimdi onu rahmet ve minnetle anıyoruz. Siyaset hayatında finalde kazanan bir lider olarak tarihteki yerini aldı. Ne mutlu ona!

Siyasette ve hayatta final çok önemlidir. “Arkamızdan bizi ne diye ancaklar ve nasıl anacaklar” diye çok iyi hesap yapmak ve düşünmek lazım. Hepimiz bu dünyada fani olduğumuz için uzun emeller peşinde koşmadan Hakkın ve halkın rızasını kazanmak zorundayız. Akıbet çok önemlidir. Yüce Rabbimiz: “ Ve’l-akibetü lilmüttakin” buyuruyor, “akıbet muttakilerindir”, yani O’ndan sakınan, O’nun rızasını arayanlarındır buyuruyor. Ne yaparsak Allah rızası için yapalım, gerisi boştur aldanmayalım. Rabbim bizi razı olduğu kullarından eylesin, nefsimizin şerrinden korusun. Âmin.

Siyasi tartışmaların hiçbir zaman gündemden düşmediği ülkemizde çok partili hayata geçilen 1946 yılından beri muhafazakâr, milliyetçi, İslamcı veya “sağcı” diye tabir edilen kesimlerde de aynı şekilde yöntem, yol, üslup ve metot konularındaki tartışmalar da alabildiğine devam etmiş ve halen daha da aynı tempoyla devam etmektedir. Bahsettiğimiz kesimlerde siyasi hayata atılan lider ve siyasi kadrolar seçmen karşısında kendilerine referans ve ya dayanak olarak dini liderleri veya manevi önderleri işaret ederek destek arayışına girmişlerdir.

Türkiye siyasetinde derin izler bırakmış üç okul arkadaşının siyasetteki yol ve yöntemleri yazımızın konusu oluşturuyor. Bunlar İstanbul Teknik Üniversitesinde aynı dönemlerde okumuş İnşaat bölümü mezunu Süleyman Demirel, Makine bölümü mezunu Necmettin Erbakan ve Elektrik bölümü mezunu Turgut Özal’dır. İstanbul’daki öğrencilik yıllarında Gümüşhanevi dergâhında önce Abdulaziz Bekkine ve daha sonra Mehmet Zahit Kotku gibi mürşitlerden manevi dersler alan Erbakan ve Özal’ın yanında farklı ortamlarda yetişen Süleyman Demirel’in siyasi hayatlarında nasıl bir yol izledikleri irdelenmesi gereken önemli bir konudur.

Üç portre,  üç şahsiyet, üç meşrep ve siyasette üç ekol; Demirel, Erbakan ve Özal. 1920’li yılların Türkiye’sinde dünyaya geldiler. Zeki, yetenekli ve çalışkan olmaları nedeniyle kısa zamanda başarı merdivenlerini koşarak tırmandılar. Ülkenin kaderinde söz sahibi oldular. Demirel bir köylü çocuğuydu, zor şartlarda okudu. Erbakan seçkin bir aileye mensup ağır ceza reisinin oğluydu, arkadaşlarına göre daha iyi şartlara sahipti. Özal banka memuru bir baba ile ilkokul öğretmeni annenin evladı olarak dünyaya gelmişti. Yolları İTÜ’de kesişen bu üç arkadaş o dönemde kaliteli bir eğitim veren İTÜ’de okudular.

Birinci mühendis Süleyman Demirel alanında tecrübe kazanmak üzere Amerika’ya gitti. Dönüşte yıldızı parlamaya başladı. Önce DSİ’de daire başkanı daha sonra genel müdür oldu. Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini (1954) hazırlayan, ABD'nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen Inc.in Türkiye temsilciliğini üstlendi. 27 Mayıs darbesi sonrasında yeniden düzenlenen Türkiye siyasetinde Adalet Partisinde genel başkan oldu. 1965 seçimlerini AP kazanınca başbakan oldu. İlk iktidar dönemi başarılı geçmesine rağmen 1969 yılındaki ikinci dönemde başarılı olamadı. Amerikan yanlısı bir politika izlediği ve büyük sermaye sahiplerini kayırdığı, Anadolu esnaf ve tüccarını desteklemediği konularında çok eleştiriler aldı. 1991 yılında 7.kez başbakanlık koltuğuna oturdu. Özal’ın vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçildi. 28 Şubat 1997 MGK toplantısından sonra askerlerin ve laik kesimin yanında yer aldı. Kendisinden sonra partisinin başına gelen Tansu Çiller’e 285 milletvekilinin imzalı desteğine rağmen hükümete kurma görevini vermedi, Refahyol iktidarının yıkılmasında ve D-ANASOL hükümetinin kurulmasında önemli rol oynadı. Ülke 2000 yılında büyük bir krize sürüklendi.

 İkinci mühendis Necmettin Erbakan okulun en başarılı öğrencisi olarak mezun oldu. Kısa zamanda akademik basamakları hızla geçerek 27 yaşında doçent oldu. Almanya’da motor alanında icat yaparak şöhret kazandı. Hocası Mehmet Zahit Kotku’nun ülkenin kalkınması yönünde telkin ve tavsiyesini göz önüne alarak Gümüş motor fabrikasını kurdu ki,  o yıllarda Türkiye’de çivi bile üretilmiyordu. TOBB başkanlığına seçildi ancak Demirel tarafından görevden alındı. Adalet Partisinden aday olmak istedi veto edildi. Konya’dan bağımsız aday oldu ve kazandı. Milli Nizam Partisini kurdu, kapatıldı. Yılmadı, Milli Selamet Partisini kurdu. 1974-78 yıllarında iktidar ortağı oldu, ağır sanayi hamlesini başlattı, birçok başarılı çalışmalar yaptı. 12 Eylül sonrasında 1983 yılında kurulan Refah Partisini iktidara taşıdı, başbakan oldu. İktidarı döneminde halkın refah seviyesini görülmemiş bir şekilde yükseltti. Hükümeti Cumhurbaşkanı Demirel’in önemli şekilde rol oynadığı DYP milletvekili transferleriyle düşürüldü. Partisi kapatıldı, siyasi yasaklı hale geldi. Bir parti daha kurdu, onu da kapattılar. Yeni bir parti daha kurdu, vefatından kısa bir süre önce partisine genel başkan seçildi ve görevdeyken vefat etti. Hep milletten ve devletten yana oldu, milli bir duruş sergiledi.

Üçüncü mühendis Gümüşhane dergâhının diğer mensubu Turgut Özal devlette teknokrat ve bürokrat olarak görevler aldı. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Demirel’in müsteşarı olarak ekonomiden sorumlu kurulun başına geldi. 24Ocak 1980 ekonomik kararlarını hazırladı. Türkiye’nin Serbest Piyasa ekonomisine geçmesi için önderlik yaptı. Demirel hükümetini 12 Eylül darbesiyle uzaklaştıran Kenan Evren cuntasında ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı oldu. 1983 yılında kurduğu Anavatan Partisi aynı yıl yapılan seçimlerde iktidar oldu. Döneminde özelleştirilmeler yapıldı, serbest piyasa ekonomisine tam geçiş yapılarak liberal ekonomi modeli uygulandı.1989 yılında Cumhurbaşkanı seçildi. I.Körfez savaşında ABD’nin yanında yer aldı ve bu nedenle çok eleştirildi.1993 yılında şaibeli bir şekilde vefat etti.

Demirel,  Erbakan ve Özal;  mühendis kökenli üç siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye siyasetine ve yönetimine damgasını vurmuş üç şahsiyet. Demirel, 2000 yılında cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra aktif siyasete dönmedi. 28 Şubat döneminde mensup olduğu parti ve davasıyla birçok konuda ters düşmüş ve siyasi zeminini kaybetmişti. Özal, cumhurbaşkanlığı döneminde birçok gerçeklerle yüzleşmişti, o da bir bakıma partisiyle köprüleri atmıştı, hatta yeni bir parti kuracağı söyleniyordu, nasip olmadı. Erbakan, dört kere partisi kapatılmasına rağmen yılmadı, siyasete devam etti. Siyasi çizgisinden, söylemlerimden ve davasından asla taviz vermedi ve sonunda haklı çıktı. Şimdi herkes onun ne derecede ileri görüşlü olduğunu konuşsa da sağlığında anlaşılamadı, hakkı verilmedi. Ancak vefatından sonra anlaşılabildi ve herkesin gönlünde yer alabildi. O kazandı, ancak ülke ve millet çok şeyler kaybetti. Şimdi onu rahmet ve minnetle anıyoruz. Siyaset hayatında finalde kazanan bir lider olarak tarihteki yerini aldı. Ne mutlu ona!

Siyasette ve hayatta final çok önemlidir. “Arkamızdan bizi ne diye ancaklar ve nasıl anacaklar” diye çok iyi hesap yapmak ve düşünmek lazım. Hepimiz bu dünyada fani olduğumuz için uzun emeller peşinde koşmadan Hakkın ve halkın rızasını kazanmak zorundayız. Akıbet çok önemlidir. Yüce Rabbimiz: “ Ve’l-akibetü lilmüttakin” buyuruyor, “akıbet muttakilerindir”, yani O’ndan sakınan, O’nun rızasını arayanlarındır buyuruyor. Ne yaparsak Allah rızası için yapalım, gerisi boştur aldanmayalım. Rabbim bizi razı olduğu kullarından eylesin, nefsimizin şerrinden korusun. Âmin.

emirel,  Erbakan ve Özal;  mühendis kökenli üç siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye siyasetine ve yönetimine damgasını vurmuş üç şahsiyet. Demirel, 2000 yılında cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra aktif siyasete dönmedi. 28 Şubat döneminde mensup olduğu parti ve davasıyla birçok konuda ters düşmüş ve siyasi zeminini kaybetmişti. Özal, cumhurbaşkanlığı döneminde birçok gerçeklerle yüzleşmişti, o da bir bakıma partisiyle köprüleri atmıştı, hatta yeni bir parti kuracağı söyleniyordu, nasip olmadı. Erbakan, dört kere partisi kapatılmasına rağmen yılmadı, siyasete devam etti. Siyasi çizgisinden, söylemlerimden ve davasından asla taviz vermedi ve sonunda haklı çıktı. Şimdi herkes onun ne derecede ileri görüşlü olduğunu konuşsa da sağlığında anlaşılamadı, hakkı verilmedi. Ancak vefatından sonra anlaşılabildi ve herkesin gönlünde yer alabildi. O kazandı, ancak ülke ve millet çok şeyler kaybetti. Şimdi onu rahmet ve minnetle anıyoruz. Siyaset hayatında finalde kazanan bir lider olarak tarihteki yerini aldı. Ne mutlu ona!

Siyasette ve hayatta final çok önemlidir. “Arkamızdan bizi ne diye ancaklar ve nasıl anacaklar” diye çok iyi hesap yapmak ve düşünmek lazım. Hepimiz bu dünyada fani olduğumuz için uzun emeller peşinde koşmadan Hakkın ve halkın rızasını kazanmak zorundayız. Akıbet çok önemlidir. Yüce Rabbimiz: “ Ve’l-akibetü lilmüttakin” buyuruyor, “akıbet muttakilerindir”, yani O’ndan sakınan, O’nun rızasını arayanlarındır buyuruyor. Ne yaparsak Allah rızası için yapalım, gerisi boştur aldanmayalım. Rabbim bizi razı olduğu kullarından eylesin, nefsimizin şerrinden korusun. Âmin.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Tem

Kıyamete Sürüklenen Dünya

26Tem

Afet ve Felaketler Ne Anlatıyor

21Haz

NE ALA MEMLEKET

13Haz
06Haz

GÜNDEMİ KİMLER BELİRLİYOR