Arıza Bizde mi?


Bazen memleket meseleleri ile kendimizi çok üzdüğümüzü düşünüyorum. Şehre baktığımda acaba herkeste benim gibi mi düşünüyor diye kendi kendime sormadan da duramıyorum. Bu aziz şehrin ekonomisinin, kültürünün ve sporunun her geçen gün daha kötüye gitmesi beni ve benim gibi düşünenleri hayli endişelendiriyor. Bu şehirde yaşıyorsak elbette sorumluluklarımız olmalı ve şehrin geleceği her ferdi mutlaka ilgilendirmeli, doğru olanında bu olması gerektiğini düşünüyorum. Bizler, bu konulara kafa yorarken, hatta stres yapıp sağlığımızı tehlikeye atarken, asıl çoğunluğun hiç bir şey umurunda dahi olmadığına da şahitlik ediyoruz.

Tabi asıl branşımız spor, dolayısı ile Elazığspor olduğu için bu konuya daha çok yoğunlaşıyoruz.  Şunu da itiraf edeyim, bundan birkaç yıl öncesine kadar daha çok düşünüyor ve bu tür konuları kendime daha çok dert ediniyordum. Aslında halen daha kendime dert ediniyorum fakat, bu şehri idare edenlere de bakınca ve Elazığspor Yönetiminin işi çok ciddiye almadığını görünce, asıl sıkılması, dert edinmesi gerekenlerin onlar olduğunu da düşününce, acaba arızalı olan bir tek ben ve benim gibi düşünen gerçek memleket âşıkları mı diye de kendi kendime sormadan duramıyorum? Elazığ’ın ve Elazığspor’un bu içler acısı durumunu kendine dert edinenlerin sayısını da bazen çok merak ediyorum. 

Sosyal medya aracılığı ile telefonla veya yolda karşılaştığımızda benim gibi düşünenlerin belirli bir sayıda olduğunu gözlemliyorum. Fakat bu insanlar Elazığ’ın kaçta kaçını oluşturuyor inanın tam bir karara varamıyorum!

Dün yine Atatürk Stadyumundan kahrolarak çıktık dışarıya. Böylesi önemli bir günde yaşanan olumsuzlukların hangisini yazayım ki. Süper Lig’de ikinci sezonunu geçiren Elazığspor Yönetiminin olumsuzluklarını mı, teknik heyetin olumsuzluklarını mı, yoksa şeref tribününde sadece görüntü yapanların olumsuzluklarını mı?   

Kendimizi biran Elazığlı olarak değil de televizyondan Elazığspor Galatasaray maçını izleyen bir sporsever olarak düşünelim. Kameralar tribünlere döndüğünde boş koltukları görünce, Elazığspor’un konumunu da düşünerek aklınıza ilk gelen, “aa bunlar trübünleri boş bırakarak küme düşmeyi zaten kafalarına koymuşlar” olacaktır. O tribünlerin boş olmasının tek suçlusu tamamen Elazığspor Yönetimidir. Takım içerisinde yaşanan sıkıntıların sebebi de yönetimdir. Serdar Özkan’ın affını beklerken, Serdar Gürler’in kadro dışı kalmasına müsaade etmek, küme düşmeyi peşinen kabul etmektir. Ben iddia ediyorum, dün iki Serdar sahada olmuş olsa idi biz tüm sıkıntılara rağmen Galatasaray’ı yenerdik! Galatasaray’ı yenmek önümüzdeki sezonda Süper Lig’de oynamak demekti. Ama bunu maalesef aşıramayan bir yönetimiz ve bir teknik heyetimiz var!

Lig’de artık kaldı son 3 hafta. Bu 3 haftada 3’te 3 yapma şansımız hala var. Fakat yönetimin istemediğini, topta istemiyor maalesef. O nedenle bu saatten sonra işimiz sadece Mevla’ya kaldı. O’da ne eylerse güzel eyler...

harputtv@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05Şub

Kaçan Balık Büyük Olur

14Nis

KEMANIN SESİ!...

09Nis

MALATYASPOR MAÇINA DAİR…

18May

HAZIRLIKLAR YENİ SEZONA

04May

HOŞ GELDİN MALATYA!